turkolojibosna.com İ All rights reserved
Designed by
korkmazismail@gmail.com
HALK EDEBIYATI Giriş Kültür Kavrami ve Özellikleri Halkbilimi, bir kültür bilimidir. Kültür, bir toplumun topyekün hayat tarzidir. Yani insanlarin biyolojik kalitimlarinin ötesindeki ihtiyaçlarinin, doyumlarinin ve doyumsuzluklarinin yarattigi, şekillendirdigi, içerik kazandirdigi ve insanlarin ögrenme yoluyla edindigi, yarattigi ve inşa ettigi maddi ve manevi birikimi, degerleri yönelimleri, duygu ve düşünce dünyalari, sosyal davranişlari, teknolojileri ve sanatlarinin tamamini ifade eder. Kisacasi, kültür denilince bir toplunun her alanda kendini ifade edişlerinin tamami veya her türlü ihtiyacini karşilayan toplum hayat tarzi anlaşilir. Kültürün alti temel özelligi vardir: 1. Kültür, edinilir, ögrenilir ve yeniden yaratilir. 2. Kültür, tarihi ve süreklidir. 3. Kültür, bireyler arasinda paylaşilir olmasindan dolayi toplumsaldir. 4. Kültür, ihtiyaçlari karşilar ve doyum saglar 5. Kültür, bütünleştiricidir. 6. Kültür degişir. Resmi Kültür- Halk Kültürü Bilimsel bilgi objektif ve eleştiriye açik, sistemli ve tutarli bilgidir. Herhangi bir kültürde bu tür bilginin ve ona dayali yaşantilarin oluşturdugu kültürel tabakaya Ğresmi kültürğ denir. Resmi kültüre ayrica Ğkitabi kültürğ ve Ğyüksek kültürğ gibi adlar verilir. Bilimsel bilginin dişinda diger bir bilgi ise Ğhalk bilimiğ veya Ğgündelik bilgiğ diye bilinen bilgi çeşididir. Bu bilgi çeşidi, günlük hayatin sinirlari içinde gelişen ve geçerli olan, kismen bilimsel dogrulugu olan bir bilgidir. (örnekler) Halkbilimi ve Özellikleri Halkbilimi, bir ülkede yaşayan halkin töre, gelenek-görenek, inanç, müzik, dans, oyun, edebiyat bilgi, sanat, mimari, hekimlik, tedavi, mutfak vb. kültür ürünlerini ve kurumlarini inceleyerek bunlarin birbirleriyle ilişkilerini belirten kaynak, gelişim, etkileşim gibi sorunlarini kendine özgü yöntemlerle çözmeye, sonuç, kural, kuram/teori (nazariye) ve yasalari bulmaya çalişan bir bilim dalidir. Daha açik bir ifade ile halkbilimi, insan davranişlarini ve geleneklerini bilgi ve teknolojilerini, kurumlarini çalişarak, objesi olan insani ve yaşadigi toplumu daha iyi anlamaya ve onlarin hakkinda daha derin bir bilgiye kavuşmak amaciyla 19. yy. başlarinda ortaya çikan bagimsiz bir bilim dalidir. Halkbilimi amaç ve görevleri yerine getirmeye yönelik olarak başta tarih, edebiyat, sosyoloji, antropoloji, psikoloji, etnoloji, arkeoloji, ilahiyat, dinler tarihi, sanat tarihi, dilbilimi, cografya, hukuk, mimarlik ve veterinerlik olmak üzere sosyal ve beşeri (insanlikla ilgili) bilimlerin hepsiyle ilişkilidir. Halkbiliminin Avrupa'da kabul edilip yayilmasi 19. yy. sonlarindadir. Bütün dünyada halkbiliminin bagimsiz bilim dali olmasi ise 20. y.yilin ilk yirmibeş yili içinde gerçekleşir. Halk Edebiyati Türk edebiyatinin bütünü içinde geniş halk kitlesi ile tarikat zümrelerinin edebi zevk düşünce, inanç ve hayat görüşlerini genellikle sade bir dille aksettiren anonim veya ferdi eserlerdir. Türkiye'de aşagi-yukari yüz yildan beri divan edebiyati dişinda kalan saz ve tekke şiiri tarzindaki ferdi mahsullerle malzemesi dile dayanan atalar sözü, destanlar, masallar, hikayeler, fikralar, bilmeceler, maniler, türküler, agitlar, ninniler vb. gibi ilk söyleyicilerini genellikle tespit edemedigimiz eserler halk edebiyati tabiri ile yaygin hale gelmiştir. Halk Edebiyatinin Kaynaklari Halk edebiyati ürünleri sözlü ürünlerdir. Bunlar kuşaktan kuşaga söz yoluyla aktirilmiştir. Yazili kültürün egemen olmaya başlamasiyla birlikte hem müstakil bir şekilde yaziya geçirilmeye hem de parçalar veya bölümler halinde çeşitli yazili eserlere girmeye başlamiştir. Halk edebiyati kaynaklarini a) Sözlü kaynaklar b) Yazili kaynaklar olmak üzere iki başlikta topluyoruz. a) Sözlü Kaynaklar Sözlü kültür ortaminda oluşturulan ve aktarimi (nakli) sözlü kültür ortaminda yapilan halk edebiyati ürünlerinin asil kaynagi sözlü kaynaklardir. Sözlü kültür ürünlerini yaratanlar, icra edenler, aktaranlara, Ğsözlü kaynaklarğ veya Ğkaynak kişilerğ diyoruz. Kisacasi, sözlü kaynaklar, halk edebiyati araştiricilarinin günümüzde yaşayan sözlü kültür ürünlerini derleyebilecekleri ya da toplamak için başvurabilecekleri çocugundan gencine, orta yaşlisindan ihtiyarina, köylüsünden şehirlisine sanatkarindan heveslisine kişi ve topluluklardir. Sözlü kaynaklardan en iyisi gelenegi en iyi temsil edebilen ve en iyi aktarici olandir. (Not:örneklerverilecek, açiklamalar yapilacak) b) Yazili Kaynaklar Sözlü kaynaklarin dişinda kalan ve tarihi dönemleri anlamak açisindan önem taşiyan yazili eserlerdir. Önemli yazili kaynaklar: a)- Çin kaynaklari(tarihleri) b)- Orhun-Yenisey Yazitlari c)- Eski Uygur metinleri d)- Kutadgu Bilig e)- Divanü Lügatit Türk f)- Codex Comanicus : Karpatlar ile Ural daglari arasinda yaşayan Kipçaklarin dili hakkinda bilgi veren bu eser 14. yy.da misyonerlik faaliyetlerinde bulunan Fransiskan rahipleri tarafindan yazilmiştir. Gramer örneklerini, Latince, Farsça ve Türkçe kelime listelerini, Türkçe-Almanca lügatçeleri ve Türkçe metinleri içeren bir eserdir. g)- Atabetül Hakayile h)- Dede Korkut i)- Tarih kitaplari (Camiü't-Tevarih, Tarih-i Cihan-Güşa, Şecere-i Terakime, Şecere- i Türki, Tevarih-i Al-i Selçuk, Aşik Paşaoglu Tarihi , Hanname, vd.) i)- Masal kitaplari (Kelile ve Dimne, Tutiname, Sinbadname, Mantiku't-tayr, Binbirirgece Masallari, vb.) j)- - Fikra kitaplari (Hikaye-i Kitab-i Nasreddin, Mamuatü'l-Letaif, vb.) k)- Atasözü kitaplari (Orhun yazitlar, Divanü Lugati't Türk., Kitab-i Atalar, Pendname, Durub-i Emsal-i Osmaniye, vb.) l)- Cönkler ve memualar: Halk edebiyatinin en önemli yazili kaynaklari cönklerdir. Cönkler: Uzunlamasina, yani aşagidan yukariya dogru açilan, çogu meşin kapli, ciltli, bazen birkaç renkli kagittan meydana getirilen, dikdörtgen bir defter şeklindedir. Bu nedenle bunlara Ğsigirdiliğ de denilmektedir. Bazi cönkler mecmua gibi sagdan sola da açilmaktadir. Cönklerde çogunlukla yaprak ve sayfa numarasi yoktur. Cönklerde standart bir ölçü de yoktur. Cönkü hazirlayanin zevkine göre bu ölçü degişebilir. Cönklerde siralamaya yönelik bir kural yoktur. Siralama ve öncelikler tertip edene göre degişmektedir. Tür veya şeklin başina Ğkoşma, ilahi, şarki,gazelğ gibi ibareler yazilabilir. Bazi cönklerin imlasi sahibinin egitimine göre çok bozuk olabilmektedir. Yazanlar genellikle belli degildir. Cönkler bir kişinin kaleminden çiktigi gibi bir kaç kişinin kaleminden de çikabilir. Cönklerin yazisi hem harekeli hem harekesiz olabilir. Cönkler daha çok halk kültürünü yansitir. Saz ve tekke şiiri ile folklora ait malzemeler agirliktadir. Mecmualar Daha çok eserleri yaziya geçmiş, kütüphanelere intikal etmiş, şair ve yazarlardan yapilmiş seçmelerdir. Mecmualarda divan edebiyatinin bütün çeşitlerinden örnekler bulunabilir (şiir, mesnevi, tarih, tezkere, mektup, seyahatname, Kur'an, tefsir gibi Islami ilimler, batil ve gerçek bilgiler, sihir, rüya tabiri vb.) Mecmualar daha çok klasik kültürü yansitir. Mecmualarda Arap-Fars dil ve edebiyatlarinin tesirinde medrese-mektep mensuplarinin manzum-mensur eserlerden yapilmiş seçmeler bulunur. Böyle olmakla beraber her iki kültürü de içine alan mecmua ve cönkler de vardir. Cönk ve mecmualar elle yazilmişlardir (yazma). Şairnameler Şairnameler, genellikle halk şairlerinin biyografileri ile ilgili bilgileri içerirler. Aşiklar tarafindan hece ölçüsü ile söylenir veya yazilir. Bir bakima klasik Türk edebiyatinin tezkirelerine benzer. Fakat tezkirelerdeki plan, kronoloji ve alfabe düzenine pek uyulmaz. Şairnamelerde aşik ya da saz şairlerinin adlarina, sanatlarina, devirlerine, memleketlerine, bagli olduklari tarikat, zümre veya siniflara dair bilgiler verilir. Menakibnameler Tekke-tasavvuf edebiyati araştirmalarinda çok önemli bir yeri vardir. Ayrica genel halk edebiyati araştirmalarinda da birinci kaynaktir. Menakibnameler bir velinin kerametlerini (natprirodan) anlatan kisa hikayelerdir. Bunlar önceleri tasavvufi tabakat kitaplarinda ve evliya tezkerelerinde yer almiştir. 13.yy.dan itibaren ise tek bir veli hakkindaki menkibeleri toplayan müstakil eserler dogmuştur. (Menakib-i Haci Bektaş Veli, Menakib-i Hace Ahmed Yesevi, Menakib-i Mevlana Celaluddin-i Rumi, Menakib-i Kaygusuz Abdal, vb.) Battalname Peygamber soyundan geldigine inanilan Seyyid Battal Gazi'nin müslümanligi yaymak için yaptigi savaşlari anlatir. Danişmendname Danişmendli büyüklerinin kahramanliklari etrafinda oluşturulan destani bir eserdir. Hamzaname Hz. Hamza'nin şahsiyeti etrafinda oluşan rivayetleri toplayan bir eserdir. Bu kaynaklardan başka Saltukname (13. yy. Alperenlerinden Sari Saltuk'un menkibelerini anlatir). Cengizname (Oguz ve Uygur hükümdarlarinin sülalelerine dair Türk boylari arasinda söylenen menkibelerdir), Hz. Ali Cenknameleri, Hizirnameler, Seyahatnameler, mesneviler, surnameler ve fetvalar vardir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi Seyahatnameler içinde en çok taninan Evliya Çelebi'ye aittir. E.Çelebi (1611-1682)'nin bu eseri 10 cilt olarak basilmiştir. Içinde gezip gördügü yerlere ait her türlü bilgi vardir. (yaziş nedeni hk. anlattiklari). Türkiye'de Halk Edebiyati Çalişmalari Halk Edebiyati araştirmalarinin tarihi yenidir. Türk Folklor çalişmalarinin başlangici Tanzimatla başlar. Batidan gelen folklor yaklaşimlarini en iyi kavrayan ve formüle eden Şinasi'dir. Daha sonra NamikKemal ve Ziya Paşa gelir. Şinasi'nin halk edebiyatina yönelik önemli eseri, ''Durub-i Emsal-i Osmaniye'' adli kitabidir. Bu kitapta 2000 kadar atasözü yayinlanmiştir. Ayrica bu eserde Şinasi atasözlerinin kaynagi ve kaynak kişiler hakkinda bilgi vermiştir. Ziya Paşa ''Şiir ve Inşa'' adli makalesiyle (1868) halk edebiyati çalişmalari içinde yer alir. Namik Kemal ise ''Tahrib-i Harabat'' ve ''Takip'' adli makalelerindeki görüşleriyle halk edebiyati araştirmalarinin öncülerinden sayilir. Halk edebiyati araştirmalarinda önemli bir yeri olan diger bir isim ise Ahmet Vefik Paşa'dir. A.V.Paşa (1823-1891)nin Macar araştirmacisi Ignacz Kunos (1862-1945) ile yaptigi görüşme halk edebiyati alaninda çok önemlidir. I. Kunos, beş yil Türkiye'de Türk folkloru üzerinde araştirmalar yapmiştir. Kunos, Anadolu Türk halk edebiyati ürünlerini ''folklor'' yaklaşimi ile derleyen ilk yabanci araştirmacilardan biridir. A. V. Paşa ''Folklor'' terimini Türkiye'de ilk kez kullanan isimdir(1885). Diger önemli isim ise Ziya Gökalp'tir(1876-1924). 1912 yilinda Türkocagi'na bagli olarak kurdugu ''Halka Dogru'' adli dergide ''Halk Medeniyeti-I Başlangiç'' adli yazisinda halk kültürüne ilgi gösterilmesi gerektigini işler. Z.Gökalp folkloru ''halkiyat'' kelimesiyle ifade eder. Sözkonusu yazida şöyle der: ''Her kavmin iki medeniyeti var: Resmi medeniyet ve Halk deniyeti. O halde kavimlerin medeniyetinden bahseden bir ilim olan içtimaiyat'in halk medeniyetini tetkik eden bir şubesi de olmak gerek. Işte kaideleri yazili olmayan ve ancak agizdan agiza geçmek suretiyle bir soyda uzayip giden bu manevi medeniyeti mütalaa eden ilme ''halkiyat'' adi verilir. Z.Gökalp'e göre, halkbilimi sosyolojinin bir şubesidir. Halkiyati sekiz alt şubede toplar (halk teşkilati, halk felsefesi, halk ahlakiyati, halk hukukiyati, halk bediiyati, halk lisansiyati, halk iktisadiyati, halk kavmiyati). Z.Gökalp halkiyatin pratik ve teorik alanina temas etmiş masallar derlemiştir. Türk edebiyatinin en önemli ismi Fuat Köprülü (1890-1966) bu alanda çalişan araştirmacilarin başinda gelir. Çok genç yaşta profesör olmuş, milletvekilligi ve bakanlik görevlerinde bulunmuştur. Ona göre folklor çalişmalari ve folklor malzemelerinin derlenmesi milli kimligin korunmasi ve devami için şarttir. F.Köprülü, folklorun inceleme alanina giren ferdi halk edebiyati yaraticilari olan aşiklar (halk ozanlari) üzerine çok önemli çalişmalar yapmiştir. Kurucusu ve müdürlügünü yaptigi ''Türkiyat Enstitüsü'nde halk edebiyatiyla ilgili çok degerli çalişmalar yapmiştir. Folklor ve halk edebiyati konusunda degerli görüş ve çalişmalari olan başka bir isim de Riza Tevfik'tir. Tekke ve aşik tarzi şiirin aydinlarca benimsenmesinde önemli bir yere sahiptir. Raks ve dans gibi makalerleriyle folklor konusunda ilk öncü yazilari yazmiştir. Türk Folklor ürünlerinin tespiti ve bilimsel incelenmesi konusunda en önemli dernek ''Türk Halk Bilgisi Dernegi'dir(1927)''.Bu dernek ''Halkbilgisi Mecmuasi'' ve ''Halkbilgisi Haberleri'' adli dergiler çikarmiştir. Daha sonra da ''Halk Bilgisi Toplayicilarina Rehber'' adinda ilk defa bir klavuz kitapçik yayinlamiştir. Bu kilavuza göre folklor derlemeleri şu alanlarda oluyordu: 1. Çevreye dair halk bilgisi 2. Eve dair halk bilgisi 3. Ev eşyalarina dair halk bilgisi 4. Sanatlara ve mesleklere dair halk bilgisi 5. Elbiselere dair halk bilgisi 6. Gidalara dair halk bilgisi 7. Adetlere dair halk bilgisi 8. Inançlara dair halk bilgisi 9. Bilgiye dair halk bilgisi 10. Şiire dair halk bilgisi 11. Seyire (temaşaya) dair halk bilgisi 12. Hikayeye dair halk bilgisi 13. Musikiye dair halk bilgisi 14. Dansa (raks) dair halk bilgisi 15. Hukuka dair halk bilgisi Folklor derlemeleri bu kriterlere göre yapildi ve toplanan bilgilere dayanilarak yeni kitaplar yayinlandi. Folklor çalişmalarinda önemli diger derneklerden Türk Ocagi ve Halk Evleri de folklor konusunda önemli çalişmalar yapmiş ve yazilar yayinlamiştir. Daha sonra folklor ile ilgili derleme ve makaleler hemen her ilde kurulan halk evlerinin çikardigi dergilerde yayinlanmiştir. Folklor çalişmalarinda Fuat Köprülü'den sonra Pertev Naili Boratav, Mehmet Kaplan, Şükrü Elçin gibi ilim adamlari çok önemli çalişmalar yapmiş ve kitaplar çikarmişlardir. Folklor çalişmalari daha sonra üniversitelere girmiş, üniversitelerde dersler konmuş ve müstakil bölümler açilmiştir. Halk Edebiyati Ürünlerinin Genel Özellikleri 1. Sözlü veya yazili olma, bireye veya topluma ait olma (ek 1) 2. Eş ve benzer metinler (varyantlar ve versiyonlar) halinde olma (ek 2) 3. Gelenege bagli olma (ek 3) 4. Ulusal ve uluslar arasi olma (ek 4) Ek 1 - Halk edebiyati ürünlerinin (yaratmalarinin) çogu sözlü olarak ortaya konmuş, konmakta ve kullanilmaktadir. Sözlü olarak ortaya konan bu ürünlerin çogu daha önceki devirlerde ve agirlikli olarak 20. yy. dan itibaren yaziya geçirilmiş ve geçirilmektedir. Ilk şekilleri sözlü olarak ortaya konan halk edebiyati ürünlerinin çogu çeşitli amaçlara bagli olarak sözlü ortamdan alinip yaziya geçirilirken bir kismi ise sözlü şekiller kesinleştikten sonra yazili olarak da yaratilmaya (üretilmeye) başlanmiştir. Halk edebiyati ürünleri bireye ve topluma aittir. Genelde halk edebiyati ürünleri ''ferdi'' ve anonim türler diye ikiye ayrilir. Aslinda bu yaratilan (ürünler)larin hepsi bireye aittir. Zaman içinde yaratici unutuldugu için anonim hale gelirler. (Anonim-ilk yaraticisi unutulmuş veya bilinmeyen.) Ek 2 - Halk edebiyati ürünlerinin bir başka özelligi ise ''eş metin'' ve ''benzer metinler'' (varyant / versiyon) halinde olmasidir. Halk edebiyati ürünleri sözlü ve yazili olarak aktarilirken bazi degişiklikler olur. Bu farkli şekillere eşmetin ve benzer metin (varyant / versiyon) denir. Ek 3 - Halk edebiyati ürünleri içinde dogduklari gelenege baglidir. Gelenegi oluşturan sebepler var oldukça, metinler yaratilacak ve gelenege mensup halk grubunun üyeleri tarafindan tekrarlanacaktir. Her halk edebiyati ürünü içinde dogdugu gelenegin özelliklerini yansitmaktadir. Ek 4 - Halk edebiyati ürünleri genellikle ulusuldu (milli), yani belli bir milli gelenek tarafindan ve gelenegin sahibi olan halk grubu tarafindan yaratilirlar. Bu milli yaratmalardan bazilari uluslar arasi bir yayilmaya gidebilir. Fikralar, masallar en çok yayilanlardir. Halk Edebiyati Metinlerini Derleme ve Inceleme Yöntemleri 1. Halk Edebiyati Metinlerini Derleme Yöntemleri 2. Halk Edebiyati Metinlerini Inceleme Yöntemleri Derleme ile Ilgili Kavramlar Derleme: Halkbilgisi yaratmalarinin belli bir zamanda, belli bir yerde, belli bazi yöntemleri kullanan uzman bir halkbilimci veya amatör olarak halkbilimine ilgi duyan bir kişi veya kişilerce, kaynak kişilerden sözlü veya yazili olarak kaydedilmesi işidir. Derleme Yeri (Alan, Saha) Derlemelerin sözlü veya yazili olarak kaydedildigi yerdir. Derlemeci Derlemeyi yapan kişidir. Iki tip derlemeci vardir: a) Uzman (profesyonel) derlemeciler b) Amatör derlemeciler Kaynak Kişi Halk bilgisi ürünlerini yaratan, yaşatan, nakleden ve bu ürünleri halkbilgisi derlemecilerinin kaydetmesi için yazili, sözlü ve görsel olarak sunabilen kişi veya kişilerdir. Derleme Zamani Halk bilgisi ürünlerinin belli bir proje kapsaminda veya projeye bagli olmaksizin kaydedildigi zamandir. Derlemenin Planlanmasi Uzman bir derlemecinin önceden yaptigi planlamadir. Derlemeci derleme yapmadan önce neler yapacak, ne gibi sorular soracak, bunlari önceden planlar. Neyi, neden, ne zaman, nerede ve nasil derleyecegi ile ilgili sorular hazirlar. Özellikle halk edebiyati ürünlerini(yaratmalarini) derlemede kullanilabilecek başka yöntemler şunlardir: a) Anket yöntemi b) Gözlem yöntemi (dogal ortam, yapay ortam) c) Karşilikli görüşme (mülakat) yöntemi NOT: Halk edebiyati ürünlerini derlemede kullanilan yöntem ne olursa olsun ve hangi kayit araçlari kullanilirsa kullanilsin, derleme yapan kişi, kaynak kişinin hayat hikayesini mutlaka kaydetmelidir. Bunlar: 1. Kaynak kişinin adi-soyadi 2. Dogum yeri ve tarihi 3. Ögrenim durumu 4. Ikamet adresi 5. Anlattigi halk edb. ürününü kimden veya kimlerden, ne zaman ögrendigi 6. Derlemenin yapildigi yer 7. Derlemenin yapildigi tarih 8. Derleme yapanin adi, soyadi Derlemenin Yaziya Geçirilmesi Derleme yapildiktan sonra yapilacak ilk iş, malzemenin mevcut hali ile yaziya aktarilmasidir. Yani teyp, kaset veya video gibi cihazlara kaydedilen malzemeler oldugu gibi yaziya aktarilir. Yaziya geçirilirken transkripsyon işaretleri kullanilabilir. Düzenleme ve Yayimlama Yaziya geçirildikten sonraki aşama arşivleme ve yayimlamadir. Daha sonra malzeme belli türlere ayrilir ve onlarin üzerinde çalişilir. Halk Edebiyati Metinlerini Inceleme Yöntemleri 1. Metin Merkezli Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri a) Gelişme Kurami b) Yayilma Kurami c) Tarihi-Cografi Fin Kurami Yöntemi (Axel Olrik'in Epik Yasalari, Antti Aarne ve Masal Tipleri Katalogu, Stith Thompson ve Halk Edebiyati Motif Indeksi) 2. Baglam Merkezli Halkbilimi Yöntemleri a) Işlevsel Halk Bilimi Yöntemi b) Sözlü Kompozisyon Kurami ve Yöntemi c) Perfomans (Icra) Yöntemi Bibliyografya: 1- M.Öcal Oguz, Türk Halk Edebiyati El Kitabi, 2- Şükrü Elçin, Halk Edebiyatina Giriş. 3- Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk Edebiyati 4- Pertev Naili Boratav, Halk Edebiyati Dersleri, 5- Pertev Naili Boratav, Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeciligi. 6- Özkul Çobanoglu, Aşik Tarzi Kültür Gelenegi ve Destan türü. 7- W.Bang-Reşit rahmeti Arat, Oguz Kagan Destani. 8- Fuat Köprülü, Edebiyat Araştirmalari. 9- Fuat Köprülü, Türk Edebiyatinda Ilk Mutasavviflar. 10- Orhan Şaik Gökyay, Dedem Korkut Kitabi 11- Bilge Seyidoglu, Erzurum Halk Masallari Üzerine Araştirmalar. 12- Bilge Seyidoglu, Erzurum Efsaneleri ... 13- Bilge Seyidoglu, Menkabeler Türk Dünyasi Edebiyat Tarihi, 2. c. 14- Dursun Yildirim, Türk Edebiyatinda Bektaşi Fikralari. Anonim Halk Edebiyati Söyleyeni unutulmuş ve halkin ortak mali olmuş halk edebiyati ürünleridir. Anonim halk edebiyati ürünleri, edebiyat tarihçileri tarafindan yapilan ve yayginlaşarak kullanilan tasniflerinde şu şekilde yer almaktadir: A. Islamiyet Öncesi Türk Edebiyati B. Islami Dönem Türk Edebiyati: 1. Divan Edebiyati 2. Halk Edebiyati: a) Anonim Halk Edebiyati b) Aşik Edebiyati c) Tekke Edebiyati C. Bati Etkisindeki Türk Edebiyati Islamiyet öncesinde, ''atli-göçebe'' veya ''Bozkir'' kültürü diye adlandirilan dönemde sosyo-kültürel tabaka henüz oluşmamişti. Buna bagli olarak edebi zevk ve yaratmalar çeşitlenmemişti. Bu dönemden kalan örnekleri başta Divanü Lügati't Türk olmak üzere erken dönem yazili kaynaklarda bulmaktayiz. Bu dönemden ismini bildigimiz yaraticilar da vardir (Çuçu, Aprinçir, Tigin, Kül Tarkan, vd.). Islamiyetin kabulünden sonra ortaya çikan sosyal, kültürel ve ekonomik tabakaşmalar halk arasinda da edebi bakimdan çeşitlenmelere neden olmuştur. Islami Dönem Türk Edebiyati, bu tabakaşmalar nedeniyle: a) Divan Edebiyati b) Halk Edebiyati şeklinde iki ana kola ayrilarak incelenir. Halk Edebiyati, yaraticilari belli olan ve olmayan eserler olarak iki ana kola ayrilir. Yaraticisi belli olanlar ''ferdi'' olarak kabul edilmekte ve: - Aşik Edebiyati - Tekke Edebiyati, diye tasnif edilir, yaraticisi belli olmayanlar ''anonim'' olarak isimlendirilir ve halk edebiyati içinde üçüncü bir grup olarak - Anonim Halk Edebiyati adi altinda incelenir - . Anonim Halk Edebiyati genel olarak nazim veya nesir oluşuna göre, a) Nazim ürünler b) Nesir ürünler c) Nazim-nesir Karişik ürünler diye üç kola ayrilarak incelenir. Anonim halk edebiyati halk kültürünün sözlü ürünleri olarak kabul edildigi halkbilimi disiplini içinde şu ise: a) Halk edebiyati tiyatrosu b) Halk müzigi ve oyunlari c) Gelenek görenek ve inançlar d) Maddi kültür ve el sanatlari e) Halk Bilgisi Şeklinde belirlenen çalişma alanlarindan biri olan Halk edebiyati başligi altinda degerlendirilmektedir. Dünya halkbilimi çalişmalari içinde ''anonim halk edebiyati'' önemli bir yer tutar. Bunlar içinde ise manzum olanlardan, epos ve baladlar, mensur olanlardan ise mit, efsane ve masallar çok önemli görülür. Mit (Yunanca, esatir (osm.) Eski inanişlarda Tanri olarak tanimlanan ve bu türde özellik gösteren kahramanlar hakkinda anlatilagelmiş, tarih öncesine dayanan efsanelere denir. Genellikle insanligin bilinmeyen çaglari ile ilgili bir uygarliga veya dini gelenege özgü inanç, uygulama, kurum veya tabiat olayini açiklamak amaciyla gerçekmiş gibi anlatilan, çogunlukla kökeni bilinmeyen ve kismen gelenege dayanan, ayin ve törenlerle baglantili hikayelerdir. Mitlerde insan biçimi verilmiş tanri (antropomorfik) imajlari, normal boyutlardan çikar. Soyut kavramlar belli olay ve kişilere dönüştürülür ve ilahi vasiflarla donatilir. Tabiat olaylarinin gerçek sebepleri bilinmedigi için isanoglu bunlari farkli bir şekilde izah eder. Izahlar farkli oldugu gibi, milletlerin ortak mitlerine de rastlanir. Mitler sadece belli devirlerde sinirli bir etkiye sahip degildirler, toplumlarin sonraki hayatlarini da etkiler. Örn. Yunan mitolojisi batili milletlerin kültür, sanat ve edebiyatlarini önemli ölçüde etkilemiştir. Mitleri n özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: 1. Mitler olaganüstü varlik ve durumlarin hikayesidir. 2. Bu hikayeler (mitler) kutsal ve gerçek olarak kabul edilir. 3. Mitler yaratiliş ile ilgilidir. 4. Insan, mit'i bilmekle nesnelerin ''köken''ini bilir, bu nedenle de o nesnelere egemen olmayi ve onlari istedigi gibi yönlendirip kullanmayi başarabilir. Mitler ele aldiklari konulara göre kendi içlerinde kollara ayrilir: eskatoloji (insan ve dünyanin gelecegini konu edinir, kozmogoni (evrenin nasil oluştugunun anlatir), teogoni (tanrilarin nereden geldigini anlatir), antropogoni (insanlarin nereden geldiklerini veya nasil oluştuklarini anlatir). Efsane (Legende, menkabe, esatir, vb.) Gerçek veya hayali, çeşitli şahis, olay veya yer hakkinda anlatilan hikayelerdir. Tabiatüstü nitelikler gösteren kişilerin hayatlari ile bazi tarih olaylarini anlatan olaganüstü hikayeler. -Efsaneler tabiat olaylarini olaganüstü açiklamalarla anlatir. -Belirli kişi, olay veya yerler hakkinda anlatilir. -Inandirici bir özellige sahiptir. -Belirli bir şekli yoktur. -Sanatli bir anlatima sahip degildir. -Normal bir şekilde konuşma dili ile anlatilir. -Kisa , küçük hacimli ürünlerdir. -Efsane,bir yani ile gerçek olaylara dayanmakla birlikte insan muhayyilesinin(maştovitost) olaganüstü unsurlarla süsledigi bir yapi özelligi gösterir. -Tarihi olaylar, olaganüstü hayallerle olgunlaşir. -Halk, inançlarin etkisi ile birtakim olaylari idealize ederek hikayeleştirir. Bu bakimdan efsaneler, tarihi olaylar üzerine kurulu masallar olarak da görülür. -Efsane halkin muhayyilesinde idealize ettigi unsurlari diger edebi türlere göre daha kesin bir biçim de ortaya koyar. -Efsaneler konulari bakimindan yaratiliş, tarihi, olaganüstü varliklari konu alan efsaneler ve dini efsaneler gibi gruplara ayrilir. -Efsane bilgi verici özellige sahiptir (P.N.Boratav, Bilge Seyidoglu, S.Sakaoglu, Metin Ergun Türk efsaneleri üzerinde çalişma yapanlarin başinda gelir.) Masal ve destanla efsanenin ortak nitelikleri , olaganüstü olaylara veya insanüstü güçleri elinde tutan kişilere yer verilir olaganüstülük destan ve masalda oldugu gibi efsane için de zorunlu bir nitelik degildir. NOT: Türk efsanelerinden örnekler verilecek . Efsaneye dönüşmüş şekli ile ayni olay birbirinden zamanca uzak, farkli kişiler ya da yerler için anlatilabilmektedir. (Örnek: ''Didon hilesi'' diye adlandirilan efsanede bir övgü yoktur, olaganüstülük yoktur. Bir öküzderisi ile ölçülecek kadar bir yer ister, deriyi çok ince ip haline getirerek geniş yer elde eder.) -Konulari masallarla ortak olan efsaneler de vardir. (Mirasini sahibine birakan kedi gibi). Masal Olaganüstü olay ve kahramanlarin konu edildigi kisa anlatilara masal denir. Kahramanlarin başindan geeçen olaylarin yer ve zamani belli degildir. Anlatilan olay hikayesi, geçmiş zaman ve geniş zaman kipleri ile anlatilir.Masallarda iyilik, dürüstlük ve adaletli olma gibi erdemler yüceltilir,kötü özellikler yerilir. Egitici ve ögretici işlevleri olan masallarda iyi ile kötünün, dürüstlerle düzenbazlarin mücadeelesi anlatilir. Canli-cansiz veya hayal ürünü pekçok öge masal kahramani olabilir.Padişahlar, aslanlar,çiçekler, devler, ejderhalar ve periler masallarin vazgeçilmez kahramanlaridir. Masalin başinda , ortasinda ve sonunda ilgi çekme, eglendirme ile ibret dersi verme ve bir olaydan ötekine, bir yerden digerine geçişleri kolaylaştirmak amaciyla Bir varmiş bir yokmuş..., Evvel zaman içinde...., Az gitmiş uz gitmiş... Onlar ermiş muradina.... diye başlayan çeşitli tekerlemeler ve kaliplar kullanilir. Masallar konu bakimindan şu şekilde kümeleştirilebilir: a)- Asil masallar: Diger masal çeşitlerine göre daha olaganüstü olaylari, kişileri ve varliklari anlatir. Masali kurmaya yarayan olaylar karmaşik, kahraman kadrolari kalabalik, sihirli güce sahip canli ve cansiz yardimcilar ile sürükleyici bir anlatim diline sahiptirler.Anlatimlari uzundur. b)- Hayvan masallari : Asil masallardan daha kusadir. Düşünceyi güçlendirmek veya ibret dersi vermek amaci taşirlar. Bu masallarin kahramanlari insan gibi kişileştiirilmiş konuşturulan hayvanlardir. c)- Güldürücü masallar : Bir durumu açiklamak, bir yanilgiyi belirtmek veya bir düşüncenin dogrulugunu güçlendirmek amaciyla anlatilir. Bitişlerindeki nükteler keskin bir zeka ister. Anlatimlari kusa ve yogundur. ç)- Zincirlemeli masallar: Çocuklarin en çok sevdikleri masallardir. Yalnizca eglendirme amaci taşirlar. Önemsiz birtakim olaylarin siralanmasindan meydana getirilmişlerdir. Uzunluklari olaylarin sayisina baglidir. Halk Hikayesi : Halk hikayeleri aşiklarin( veya hikaye anlatanlarin) bir topluluk önünde anlattiklari nazim(şiir) ve nesir(düz yazi) karişimi, anonim anlatilardir. Tarihi veya efsanevi kişilerin başindan geçen olaylar bu hikayelerde konu edinilir. Daha çok aşk maceralari ve kahraamanliklarin dile getirildigi, gerçek ve az olaganüstü ögelerin bir arada bulundugu uzun anlatilardir. Anlatici yerine göre saz çalip şiirler okur veya anlatimi kuvvetlendirmek amaciyla birtakim ses taklitleri ve mimikler ile bu hikayeleri süsler. Halk hikayeleri, günümüzde Güneydogu ve Kuzeydogu Anadolu bölgesinde, canli bir anlatim gelenegi içinde yaşatilmaktadir. Halk hikayeleri konulari bakimindan aşik hikayeleri ve kahraamanlik hikayeleri olmak üzere iki ana başlik altinda inceelenmektedir: a)- Aşk hikayeleri: Geçmişte yaşadiklarina inanilan aşiklarin başlarindan geçen aşk maceralarini konu edinen hikayelerdir. Örnek: Karacaoglan, Kerem, Aşik Garip vd . b)- Kahramanlik hikayeleri : Cesaret ve yigitlikleri ile ün salmiş kişilerin kahramanlik maceralarini anlatildigi hikayelerdir. Köroglu kollari(hikayeleri) bu çeşit hikayelerdir. Halk hikayeleri uzunluk bakiminda iki gruba ayrilir: 1- Olaylarin tek bir kahraman etrafinda geçtigi ve anlatimi, bir veya iki saat süren kisa hikayeler. 2- Birden fazla kahramanin oldugu ve birbirleriyle ilgili birçok olayin geçtigi, anlatimi alti yedi gece süren hikayeler. Halk hikayeleri, genellikle profesyonel aşiklar tarafindan kahvelerde, köy odalarinda, dügün ve toy(ziyafet, eglence) gibi toplantilarda anlatilir. Aşik hikayeciler veya hikaye anlaticilar geçimlerini bu yolla kazandiklari ücret veya bagişlarla sürdürürler. Halk hikayesi anlatma gelenegi usta çirak ilişkisine dayanir. Çirak(uçenik), ustasinin yaninda uzun yillar süren bir ögrenme döneminden sonra ustalaşir ve hikayelerini kendine özgü bir üslupla anlatmaya başlar. Halk hikayesini anlatan ile dinleyici arasindaki ilişki, destan gelenegindekine benzer. Anlatici, tipki destanci gibi dinleyicilerini egitme ve eglendirme amaci güder. Halk hikayelerinin anlatiminda üç ana bölüm bulunur: a)- Döşeme : Dinleyiciyi hikayeye hazirlamak için yapilan giriştir. Anlatici, burada,daha önce yaşamiş ustalari anar. Dinleyicilere dogruluk, erdem, adalet, yardimseverlik, yurt ve millet sevgiisi üzerine kendi düşüncelerini aktarir. b)- Hikaye : Hikayenin tamaminin anlatildigi bölümdür. Anlatici hikayenin kahramanlarini kisaca tanitir ve hikayeyi anlaatmaya koyulur. c)- Dua : Anlatinin hikayeyi bitirdikten sonra sözünü bir dua ile bitirdigi kiisimdir. Destan(epos): En eski edebiyat türlerindendir. Bir milletin maneviyatindan, ruhundan, tarihi ve her türlü degerlerinden dogmuş ortak verimlerdir. Milletlerin hayatinda yer alan mücadeleleri ve kahramanliklari anlatan manzum hikayelerdir. Batida epi, (epos, epic, legend ve heroic poetry(kahramanlik şiiri) gibi isimlerle anilan sözlü destanlar görkemli ve şekilci bir üslupla söylenmiş, olaganüstü insanlarin kahramanliklarini anlatan şiirlerdir. Bu destanlar, yazilmiş edebi destanlardan farkli olarak, nesilden nesile sözlü anlatim yoluyla aktarilmişlardir. Sözlü destanlar, eski dünyanin(Asya, Afrika ve Avrupa) çeşitli bölgelerinde, beste ve temsil gibi özel tekniklerle donatilmiş profesyonel veya yari profesyonel ustaalar tarafindan yaratilmiştir. Ilahlardan, khramanlardan, savaşlardan ve zaferlerden söz eden destanlarda:dini ögelerin, örf ve adetlerin geniş ölçüde yer aldigi görülür. Kahramanlik şiirine has bir ezgisi ve metin uzunlugu ile dikkat çekerler. Günümüze kadar yaşayan manzum hikaye tarzi metinler için destan veya kahramanlik şiiri terimleri kullanilmiştir. Destanlarin ortaya çikişinda üç olgu ve üç şart bulunur: Eski bir devirde bir milletin başindan, onu derinden etkilemiş, sürekli dile getirilmiş büyük bir olayin veya maceranin yaaşanmiş olmasi gereklidir. Toplum haayatinda bu lginin sürekli anlatilmasi destanin çekirdek aşamasini oluşturur. Ikinci aşamada,bu çekirdek anlatima yeni olaylar eklenip anlatilir.Daha sonra birisi tarafindan yaziya geçirilir ve böylece destanin tespit aşamasi da tamamlanmiş olur. Her milletin edebiyatinda destanlar, yüzyillar boyu geçirdigi kültür degişmelerini ve gelişmelerini yansitir. Dolayisiyla her toplumun hayatinda kendine özgü eski milli destanlari vardir. Örnek: Finlerin Kalevela, Iranlilarin Şehname, Almanlarin Nubelungen, Ingilizlerin Beowulf, Hintlilerin Ramayana ve Mahabarata. Türk milletinin milli hayati ve tarihi macerasi nedeniyle birçok milli destani vardir:Alp Er Tunga Destani, Şu Destani, Hun-Oguz Destanlari(Oguz Kagan Destani, Atilla Destani), Göktürk Destanlari(Bozkurt Destani, Ergenekon Destani), Dokuz Oguz On Uygur Türklerinin (Türeyiş Efsanesi, Göç Destani) gibi eski ve Manas Destani, Edige Destani, Alpamiş Destani, Cengiz Han Destani, Battalgazi Destani Danişmendname, Köroglu Destani gibi yeni zamanlari anlatan çok sayida, irili ufakli Türk destanlari vardir. Bu destanlardan Manas Destani 1.000.000 beyiti aşan dünya destanlarinin en büyügüdür. Destanlar anlatim tekniklerine göre: nazim, nesir, nazim-nesir karişik şeklinde üç gruptur. Temalarina göre : a- Olaganüstü unsurlari b- Tarihi olaylari, c- günlük olaylarin agirlik taşidigi destanlar diye üç kisimda incelenebilir. Bibliyografya: 1- Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk edebiyati 2 -Şükrü Elçin, Halk edebiyatina Giriş 3- Öcal Oguz(editör) Türk halk edebiyati El Kitabi 4- Nihat sami Banarli, Resimli Türk Edebiyati Tarihi 5- Ahmet B. Ercilasun, Alp Er Tonga, Ergenekon, Bozkurt Destanlari, Türk Dili ve Edebiyati Ansiklopedisi 6-Abdülkadir Inan, Türk Destanlarina Genel Bir Bakiş,Makalleeler ve Incelemeler. 7- Kaşgarli Mahmut, Divanü Lügati't Türk 8- Fuat Köprülü, Türk edebiyati Tarihi 9- Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi 10- Saim sakaoglu, Islamiyet Öncesi Türk Destanlari Tekerleme: Anonim halk edebiyatinin başka bir çeşididir.Bir çeşit söz cambazligidir. Daha çok çocuk oyunlarinda kullanilir. Ses benzerlikleri ve kafiyelerden faydalanilarak oluşturulan şiirimsi bir türdür. Başlica özelligi belirli bir konusunun olmayişidir. Birbiriyle ilgisiz hayallerin, olaylarin ve düşüncelerin siralandigi, kulaga hoş gelen ve çogu kez tam bir anlam ifade etmeyen cümlelerin siralanmasiyla oluşur. Tekerlemede amaç şaşirtmak, eglendirmek, ve dikkat çekmektir. Başica tekerleme çeşitleri şunlardir: a- masal teekerlemeleri : Masalin başinda, ortasinda ve sonunda söylenen kaliplaşmiş sözlerdir:Evvel zaman içinde...., bir varmiş bir yokmuş,,,,,az gitmiş uz gitmiş...., onlar ermiş muradina.... gibi.) b- Oyun tekerlemeleri:Çocuklar tarafindan üretilen şiirimsitekerlemelerdir.(örnekler...) c- Tören teekerlemeleri: Çocuklarin belli zamanlarda söyledikleri tekerlemelerdir.Çigdem pilavi'nda söylenen tekerlemeler(Örnek) d- Söz ve ses cambazligi tekerlemeleri: Söylenmesi zor ve ustalik isteyen tekerlemelerdir.(örnekler:şu köşe kiş gecesi....,bir berber bir berbere...... vb.) Bibliyografya: 1- Peretev Naili Boratav, 1000 Soruda Türk Halk Edebiyati 2- Şükrü Elçin, Halk Edebiyatina Giriş 3- Öcal Oguz(editör), Türk Halk Edebiyati El Kitabi. 4- Yaşar Kermal, Tekerlemeler Nasil ve Söylenir?TFA., sayi 32, Mart 1952 5- Numan Kartal, Halk Edebiyatinda Tekerlemeler, TFA., sayi 170, Eylül 1963 6- Şemsseddin Sami, Kamus-i Türki Fikra (latife,küg): Bir milletin zekasini, mantigini, düşünce yetenegini, hazir cevapliligini ve deger yargilarini ortaya koyan anonim halk edebiyati ürünleridir. Başlangiçta bireysel karakter taşiyan fikralar, zamanla anonimleşmişlerdir. Ayrinti ve tasvirlerden uzak, kisa ve sade metinlerdir. FIKRALARDA VURGULANMAK ISTENEN DÜŞÜNCE BEKLENMEDIK BIR SON ILE, INCE BIR NÜKTE ILE verilir. Fikralarin konulari çeşitlidir. Türk fikralari temsil ettikleri düşünce ve davranişlarla baglandiklari tiplere göre asil ve yardimci tip olarak iki kolda toplanirlar. Asil tipler fikralarda degişmez karakterleri temsil ederler. Türk fikralarinda Nasrettin Hoca, Incili Çavuş, Bekri Mustafa, Aldar Köse, asil tiplerin en taninmişlaridir. Ayrica, daha çok yörelere veya daha dar aalanlarda taninan fikra tipleri de vardir.Bunlar, Mevlevi, Bektaşi, Yürük, Terekeme, Tahtaci, köylü gibi zümre tipleri. Yahudi, Rum, Ermeni gibi azinlik tipleri: Kayserili, Karadenizli gibi bölge tipleri ve Ana-baba, deli, bakkal, cimri, hakim gibi gündelik tipler siralanabilir. Bibliyografya: 1- Besim Atalay, Çeşitli Halk Fikralari ve Deyimleri, Ankara,1968 2- Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk Edebiyati 3- Şükrü Elçin, Halk Edebiyatina Giriş 4- Şükrü Kurgan, Nasrettin Hoca 5- Agah Sirri Levend, Türk Edebiyatinda Fikra, Türk Dili,sayi 231,1971 6- Ahmed Midhat, Kissadan Hisse 7- Dursun Yildirim, Türk Edebiyatinda Bektaşi Tipine Bagli Fikralar. 8- Öcal Oguz(editör), Türk Halk Edebiyati El Kitabi Bilmece(metel, tapamaca, bulmaca,tanimaca,) Sözlü halk edebiyati türlerinden biridir, anonimdir.Bir şeyin bazi niteliklerini üstü kapali bir şekilde aanlatarak ne oldugunu bilmeyi sorulan kişiye birakan oyun.Şekil bakimindan düzyazi veya şiir şeklinde oluşturulur. Anonim halk edebiyatindaki bilmecelerin dişinda da bilmeceler vardir. Belli şairlerin kaleminden çikmiş edebi bilmeceler, halk şairlerinin imtihan edilmesi, halk hikayelerinde hikaye kahramani olan aşiklarin kudretli şahislar tarafindan cevabi zor görünen sorularla denenmesi, aşiklarin çözmeleri için aşik kahvelerine asilan muammalar olurdu. Bunlar eski zamanlarda yüksek kişilerin birbirlerine meydan okumak maksadiyla sorduklari güç sorulardir. Bilmeceler anonim ve ferdi olmak üzere iki kisimda incelenebilir. Manzum olanlarda misra sayisi genellikle 2-6 arasinda degişir ama daha çok dört misralidirlar. (Örnek: Sira sira durmuşlar/Hak yoluna girmişler/Vakti gelmiş ermişler/Sararmişlar solmuşlar (bugday), Havaidir havai/Yüksek yapar yuvayi/Kuyumcular dökemez/Ipekçiler yaapaaaaamaz(örümcek agi) nesir olanlara örnek: Ortaaya bir gümüş koydum:ay geldi almadi, güneş geldi aldi(buz), Ekilmezi biçilmezi, dogurmaza yüklediler. Yatmazin uyumazin bacasina geçirdiler(tuz, katir, dere) Bilmecelerle ilgili en eski kaynaklar: Divanü Lügati't Türk, Codex Cumanicus Bibliyografya: 1-Şükrü Elçin, Halk Edebiyatina Giriş, KTB. Yay.,1996 2-Şükrü Elçin, Türk Bilmeceleri,1970 3- Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk Edebiyati 4- Kaşgarli Mahmut, Divanü Lügati't Türk 5- Öcal Oguz(editör), Türk Halk Edebiyati El Kitabi, 2004 Dua/beddua( alkiş- kargiş, ilenç) Allah'a yalvarma, , yakariş, dilekte bulunma.Iyi dilek içeren kaliplaşmiş söz, hayir dua, övgü.Alkiş tarzi dualar yüzyüze yapilanlar(Allah ne muradin varsa versin, bereketli olsun, Allah kavuştursun...),.Giyaben yapilanlar(Allah ondan razi olsun. Beddualar,kötü dileklerdir.Bunlar kalip sözlerdir(Allah belani versin, ekmek atli sen yaya, koşa koşa kavuşmaya, Adi bilinmedik derde düşesin....) Mani: Anonim halk şiirinin en yaygin türlerinden biridir.Genellikle yedili hece ölçüsü ile yazilir ve bir kitadan meydana gelir. Kapiye(uyak) düzeni a-a-b-a biçiminde olan maninin 8 ve 11 heceli örnekleri de vardir. Her şey mani konusu plabilir. Manilerde ilk iki misra(dize) ile son iki misra arasinda genellikle anlam bütünlügü yoktur. Manide anlatilmak istenen duygu ve düşünce, son iki misrada vurgulanir. Ilk iki misra ise anlatilmak istenen dugu ve düşüncenin dikkat çekici ve zengin çagrişimlarla süslenmesi içindir. Aniler, biçim ve konu bakimindan farkliliklar gösterir: Biçim yönünden a- düz(tam) mani) : Yedişer heceli ve dört misradan meydana gelen manilerdir. b- Kesik(cinasli) mani : Ilk misrasi yedi heceden az ve kafiyeelenişi cinasli olan manilerdir. Konulari bakimindan maniler : Niyet ve fal manileri, sevda manileri, iş manileri, hikaye manileri, mektup manileri gibi gruplandirilir. Örnekler: Kar yagiyor inceden Yaradanim affeyle Gül açilir goncadan Bende kusur her günah Ben yari kiskanirim Bir vefasiz yar için Yerdeki karincadan Çekiyorum her gün ah X x Sürüne Bag bana Ardindaki sürü ne Bahçe sana bag bana Beni böyle yandiran Degme zincir kar etmez Sürüm sürüm sürüne Zülfün teli bag bana(cinasli mani) X x Aglarim çaglar gibi, Ok degmiş yara sizlar Derdim var daglar gibi. Yaralinin halinden Cigerden yaraliyim Ne bilsin yarasizlar(cinasli kesik mani) Gülerim saglar gibi. x Her gelen bir gül ister, Bülbül dilin lal degil Sahipsiz baglar gibi Insafsiz insafa gel Benim halim hal degil (cinassiz kesik mani) Bibliyografya: 1- Sami Akalin, Türk Manileri, 2 cilt, 1972 2- Ignats Knoş, Maniler, 3- Pertev Naili Boratav, Mani Islam Ansiklopedisi, c.VI, 1955 4- Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Halk Edebiyati, 1969 5- Şükrü Elçin, Halk Edebiyatina Giriş, KTB.Yay.,1996
DERS NOTLARI